Gevşek Bebek Sendromu Nedir?

Özellikle Avrupa’da görüldüğü bilinen bir genetik hastalık olan gevşek bebek sendromu ve SMA olarak da adlandırılan hastalık artık ülkemizde de görülmeye başlandı. Gevşek bebek sendorumu nedir ?

Hareket sinir hücrelerinden kaynaklandığı bilinen SMA, kas hareketlerini düzenleyen sinir sisteminin zarar görmesiyle kasların erimesi ve zayıflaması şeklinde açıklanabilir. Bazı evleri olan hastalığın en tehlikeli evresi SMA Tip 1 adı verilen evredir. SMA Tip 1 hastalığının belirtileri küçük yaşlardan itibaren gözle görülebilir. SMA hastalığının tüm türlerinde omurilikteki ön boynuz adı verilen bölgedeki hareket siniri hücreleri etkilenmektedir.

Henüz kesin çözüm olan bir tedavi yöntemi maalesef ki bulunmuyor. Kesin tedavi bulunması için çeşitli çalışmaların devam ettiği bilinmektedir. Çeşitli bakımlar yapılarak daha sağlıklı hale gelmeleri mümkün olabilmektedir. SMA Tip 1 hastası olan bebekler, gelişim çağında oldukları avantajıyla, omuriliğe kök hücre enjekte ediliyor ve bu şekilde fayda sağlanmaya çalışılıyor. Çocuklarda görülen 4 tip bulunan hastalık her geçen gün daha da yaygınlaşıyor.

  • Tip 1: Hastalığın en ağır olanı olup bebek ölümleri en çok yaşanan tipidir. 6 aylık olan bebeklerde hareketin az olması ile ile ortaya çıkabilmektedir.
  • Tip 2: Çocuklar destek olmadan yürüyemiyor.. Hastalık, genellikle 6-18 aylık iken ortaya çıkabiliyor.
  • Tip 3: 18 aydan sonra yürüme zorluğu çekilmesi ile başlayabiliyor. Çok ağır olmayıp daha hafif olarak ilerleyebiliyor.
  • Tip 4: Daha büyük yaşlarda ortaya çıkabildiği gibi çok rastlanan bir tip değildir. En az tehlikeli olan tip olarak görülmektedir.

Bir önceki yazımız olan Öksürük Şurubu Zararlı Mı? başlıklı makalemizde Öksürük Şurubu çeşitleri, Öksürük Şurubu yan etkileri ve Öksürük Şurubu Zarar verir mi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

Önceki yazıyı okuyun:
Koyu Renkli Gözlülere Kötü Haber

Bilim adamları günümüz mavi gözlü insanlarının aslında bir mutasyon sonucu bu hale geldiğini savunuyor. Kopenhag Üniversitesi’nden Prof. Hans Eiberg “Aslında...

Kapat